Kayseri’nin Soğuk Bir Sabahında Başlayan Soru
Kayseri’de kış sabahları her zaman içimi titreten bir sessizlik taşır. O gün de öyleydi. Güne başlamak için elimi yüzümü yıkarken aynadaki yansımama baktım ve içimden “Gerçekten ne kadar değerim var?” diye sordum. Son günlerde özel sektörde çalışan arkadaşlarımın konuşmalarına fazlasıyla takılmıştım. Hele biri, “Özel sektör 2 yıllık tazminat ne kadar?” diye sorduğu anda içimde bir düğüm belirmişti. Sanki o soru, yalnızca parayı değil, benim bütün emeğimi, yorgunluğumu, umutlarımı tartıyordu.
Çantamı alıp dışarı çıktığımda ince bir ayaz yüzüme çarptı. Yine de içimde tuhaf bir heyecan vardı. Belki de bugün, uzun zamandır bana ağırlık yapan şeylerle yüzleşmem gerektiğini hissediyordum.
Eski Bir Kafede Açılan Yaralar
Öğle arasında kendime zaman ayırmak için her hafta uğradığım küçük bir kafeye gittim. Burası benim için sadece sıcak çay içtiğim bir yer değildi; defterime yaşadıklarımı döktüğüm küçük bir sığınaktı. Çayın buharı yüzüme vururken iki yıldır çalıştığım işin ağırlığı omuzlarıma çöktü. Yorulmuştum… Hem de kelimelere sığmayacak kadar.
O sırada yan masada iki kişi konuşmaya başladı. Sesleri istemeden kulaklarıma doldu.
“Senin tazminat ne kadar olacak?”
“Valla hesapladım, özel sektör 2 yıllık tazminat ne kadar diye baktım; maaşa, çalışma süresine göre değişiyor ya… Şanslıyım biraz.”
Bu cümle içime bir mızrak gibi saplandı. Çünkü ben kendi hayatımın hesabını hiç yapmamıştım. Emeğimin karşılığını gerçekten biliyor muydum? Yoksa birileri fark etsin diye sessizce çırpınıp duruyor muydum?
Hesap Yapmak Gibi Görünen Bir Yüzleşme
Telefonumu çıkardım. Parmağım titreyerek arama çubuğuna aynı soruyu yazdım: Özel sektör 2 yıllık tazminat ne kadar?
Karşıma çıkan bilgiler, aslında herkesin bildiği o soğuk gerçekleri hatırlattı. Çalışanın aylık brüt ücreti, çalışma süresi, ek haklar… Bunların hepsi rakamlara dökülünce anlaşılır görünüyordu ama benim için çok daha fazlasıydı. Ben bu iki yılı sadece aylarla, haftalarla ölçemiyordum. Bu iki yıl; uykusuz gecelerimdi, içime attığım hayal kırıklıklarımdı, bazen de aldığım küçük ama değerli başarı kokularıydı.
Rakamları hesapladıkça kalbim daha hızlı atmaya başladı. “Bu muydu?” dedim kendi kendime. “Bunca duygunun, bunca yaşanmışlığın karşılığı sadece bu mu?”
Ve tam o anda bir hüzün dalgası sardı beni. Sanki emeğimin üzerine kar yağıyordu; sessiz, ağır ve beyaz.
Kafeden Çıkarken Beni Bekleyen Aydınlık
Bir süre daha defterime dert döktükten sonra kafeden çıktım. Hava soğuktu ama içimde hafif bir sıcaklık belirdi. Çünkü o hesaplamayı yapmak, beklemediğim bir şekilde bana güç vermişti. Bazen insan en acı gerçeklerle yüzleşince ancak yeniden nefes almaya başlıyor.
Kendime şu soruyu sordum:
“Gerçekten burada kalmak istiyor muyum? Yoksa hayatımın değerini bilmeyen bir yerde daha fazla durarak kendime haksızlık mı ediyorum?”
Bu soruyla birlikte içimde bir umut çiçeği açtı. Belki de o tazminat hesabı, beni özgürlüğe götüren ilk adımdı. Belki de hayat, beni yeni bir yola çağırıyordu.
Akşam Üstü Eve Dönerken Hissettiğim Şey
Eve giderken tramvay camına başımı yasladım. Kayseri’nin sokak lambaları, buğulu camın ardından altın birer leke gibi görünüyordu. Geçen iki yılı düşündüm. Bir yanda hayal kırıklıkları, diğer yanda umutlarım… Ve aralarında sıkışıp kalmış ben.
Fakat bugün ilk kez kendimi çaresiz hissetmiyordum. Bilakis, sanki karar verme hakkım olduğunu hatırlamıştım. Tazminatın ne kadar olduğunu bilmek bile tuhaf bir şekilde özgürleştiriciydi. Çünkü artık yükün adını koymuştum.
“Ben daha fazlasını hak ediyorum,” dedim içimden. Sesim ilk kez bu kadar netti.
Sonuç: İnsan Değerini Öğrendiği Gün Değişir
O gün yaşadıklarım, belki de hayatımın en sessiz ama en çarpıcı dönüm noktalarından biriydi. Bir kafede yapılan basit bir hesap, bende bir kapı araladı. Özel sektör 2 yıllık tazminat ne kadar sorusu, aslında bana kendi değerimi sorma cesareti verdi.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o anın beni nasıl değiştirdiğini daha iyi anlıyorum. Çünkü insan, kendi emeğinin değerini fark ettiği gün büyüyor. Ve ben de o gün biraz daha büyüdüm… Belki de ilk kez kendimi gerçekten savundum.
Hayat devam ediyor. Ama artık içimde saklı duran o genç, duygusal, kırılgan ama bir o kadar umut dolu kişi… Sesini daha gür çıkarıyor.