İçeriğe geç

Kam ve izleyici mekanizması nedir ?

Kam ve İzleyici Mekanizması Nedir?

Beni tanıyorsanız, her an bir şaka yapmaya çalışan, gülmekten karnı ağrıyacak kadar fazla gülen, ama bir yanda da her şeyin altını üstüne getirmeye çalışan bir insan olduğumu bilirsiniz. İzmir’de yaşıyorum, yaşımdan 5 yaş küçükken bile filozof gibi derin derin düşünüyordum, ama yine de bir akşam çayı içmeye gittiğimizde arkadaşlarıma takılmayı ihmal etmiyorum. Neyse, bugün size derin ama bir o kadar da eğlenceli bir konudan bahsedeceğim: Kam ve İzleyici Mekanizması Nedir?

Peki, bu ne demek? Kafamızda bir sürü soru dönerken, kam ve izleyici mekanizması devreye giriyor. Ama size anlatırken, bir an için bu çok ciddi teorik bir açıklama yapıyormuşum gibi yapmayacağım. Evet, ciddiyet önemli, ama ben burada işin biraz mizahi yönünden bahsedeceğim. Hazır olun, hem felsefi bir yolculuğa çıkacağız hem de günümüzün ‘izleyici’ dünyasında kaybolmuş bir insanın iç sesini dinleyeceğiz.

Kam ve İzleyici Mekanizması: Bir Tanım

Öncelikle, biraz daha “ders” moduna geçmemiz gerekirse, Kam ve İzleyici Mekanizması, bir insanın kendisini hem bir kam (toplum) içinde hem de izleyici (başkaları) tarafından gözlemlenen bir kişi olarak nasıl hissettiğini, davranışlarını nasıl şekillendirdiğini inceleyen bir kavram. Hem çok derin hem de çok basit bir şey, ama ne yazık ki çoğu zaman hayatta karşımıza çıktığında, sadece etrafımıza bakarak çözümlemeye çalışıyoruz.

Şöyle anlatayım: Bir arkadaş toplantısında, herkesin içinde bir şaka yaparken, ‘güzel şaka’ demek yerine hep “Ya ama çok yapmacık oldu” diye içimden düşünüyorum. Ama hemen sonra birden fark ediyorum ki, ben aslında bir izleyiciyim, çünkü başkalarının gözünden kendimi sürekli olarak izliyorum. Aynı zamanda ortamda bulunan kalabalığın içinde, kimse görmesin diye çaktırmadan yüzüme fısıldadığım “belki de bu şaka saçma oldu” düşüncesini de içimden geçiriyorum. İşte bu noktada kam ve izleyici mekanizması devreye giriyor.

İzleyici Sen, Kam Sen, Yani Ben: İçsel Çelişki

Birincisi, içsel bir çelişkiyle baş başa kalıyorsunuz. Bunu hepimiz yaşadık, değil mi? Mesela, sosyal medyada paylaşmak üzere bir selfie çekerken, başkalarına “Aa, bu çok güzel oldu!” demekle yetinmiyorsunuz. Ama bir yanda da iç sesinizde “Şimdi bu fotoğraf ne kadar yapmacık duruyor ki?” gibi bir düşünce oluyor. İşte o iç ses, bir izleyici olarak sizi dışarıdan gözlemliyor. Kendi “kam”ınızı, yani kalabalık içindeki rolünüzü en iyi şekilde oynamaya çalışırken, izleyici bir yanda sizden başka bir perspektiften bakıyor. Kam ve izleyici arasında sürekli bir içsel savaş başlıyor.

Birçok kişi hayatında kendini bir kam olarak hisseder, yani toplumun bir parçası olarak. Ama bir anda izleyici rolüne de bürünebiliriz. Şöyle düşünün, mesela bir akşam arkadaşlarınızla otururken, herkes birbiriyle konuşuyor, gülüyor, eğleniyor. Bir an, bir şaka yapacaksınız ama o anda bir de şöyle düşünüyorsunuz: “Ya, bu şaka herkesin sevmediği türden bir şaka mı olur? O zaman orada olduğumuzu unutup, izleyici rolüne bürünüp sessiz kalayım mı?” İşte bu içsel savaş, hayatımızda kam ve izleyici mekanizmasının birer yansımasıdır.

“Ama Gerçekten Kimse Görmüyor Beni!”

Bazen, çok sayıda insanın olduğu bir ortamda, kamı hissetmek çok zor olur. Hele de bu ortam sosyal medyada yaşanıyorsa. Bu noktada kam ve izleyici mekanizması tam anlamıyla kendini gösteriyor. Dışarıda kimseyi umursamıyormuş gibi davranabilirsiniz. Hatta “Aman, kimse beni izlemiyor” deyip o anın tadını çıkarabilirsiniz. Ama işin iç yüzüne bakınca, hep bir izleyici var: biz. Sosyal medyada geçirdiğimiz saatler, bir tür izleyici mekanizmasına dönüşüyor. Yani her paylaşımda, bir izleyici kimliğine bürünüyoruz.

Mesela, bir an düşünün: Instagram’a story atarken, beğeni almak mı önemli, yoksa o paylaşımı sadece bir anlık haz için mi yapıyorsunuz? İkisi de olabilir. Bu da sizin kam ve izleyici olmanızın bir yansıması. İzleyici olarak, başkalarının paylaşımlarına bakıyoruz, beğeniyoruz, yorum yapıyoruz. Aynı zamanda bir kam olarak da, başkalarına nasıl göründüğümüzü düşünerek hareket ediyoruz. Yani kendimizi izliyoruz. (Veya daha doğrusu izleniyoruz.)

Kam ve İzleyici Mekanizması: Komik Bir Durum

Şimdi biraz eğlenceli bir şekilde bakalım: Arkadaş grubumuzda herkes şaka yaparken, en çok eğlenen kişi kimdir? Hadi itiraf edelim, o kişi hep “izleyici” olan kişidir. Bunu neden mi söylüyorum? Çünkü ben de bir izleyiciyim. Grubumuzda herkes şaka yaparken, ben bazen “Evet, doğru. Bu şaka çok komik ama biraz daha abartsanıza!” diyorum. Bir nevi kam rolümdeyken, aynı anda izleyicinin düşüncelerini de içimden geçiriyorum.

Tabii ki, kam ve izleyici mekanizması hem düşündürür hem de eğlendirir. Bazen gülme krizlerine girerken, o şakayı yapmanın doğru olup olmadığını sorgulamak kadar eğlenceli bir şey yoktur. İşte bu çelişkiyi en güzel şekilde yaşadığımda, tam olarak kam ve izleyici arasındaki ince çizgiyi fark ediyorum.

Sonuç: Kam ve İzleyici Mekanizması Hayatımızda

Kapanışa doğru gelirken, şu sonuçları rahatlıkla söyleyebilirim: Kam ve izleyici mekanizması, iç içe geçmiş bir yapıdır. Hem kendimizi toplum içinde güçlü hissederiz, hem de içimizdeki izleyiciyi göz ardı edemeyiz. Bu ikiliyi dengede tutarak hem komik anlar yaşar hem de kendi kimliğimizi keşfederiz. Sonuçta, herkesin içinde bir kam ve izleyici var. Biraz sorgulamak, biraz eğlenmek, biraz da derinleşmek gerek.

Yani, kimseyi küçümsemek yok. Hepimiz birer izleyici ve birer kam rolünü oynuyoruz, kimse tek bir rolde kalmıyor. Hem gerçek dünyada, hem de sosyal medyada bu mekanizmalarla bir yolculuğa çıkıyoruz. Bizim gibi derin düşünceli gençler de bu yolculukta her iki rolü de en iyi şekilde oynamaya çalışıyor.

İzleyiciniz ya da kamınız her ne olursa olsun, sadece insan olun ve yaşamı tadını çıkarın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com deneme bonusu
Sitemap
elexbet güncel girişbetexper bahis